| ZAMAN 22 Mayis1998
|
|
Baskılar Islam'ı güçlendirecek
Graham Fuller'e göre Washington'un endişesi: Baskılar
Islam'ı güçlendirecek
- ALİ ASLAN
- Türk insanının çoğunluğu
dediğiniz gibi laik zihniyetteyse İslami
gelişmelerden niçin bu kadar endişe duyuluyor?
- Türk ordusunun psikolojisi
kolaylıkla anlaşılabilir. Mustafa Kemal
zamanına dönelim. Osmanlı zamanındaki
İslam'ın siyasi gücü, dini yetkililer, evkaf
ve diğer kurumlar, İslam'ı çok güçlü bir
etken kılmıştı. Mustafa Kemal, modern bir
Türk ulus devleti inşa etmek için artık buna
müsaade etmek istemedi. Bu yüzden bu kurumlar
feshedildi. Ve İslam'ın siyasi, sosyal ve
ekonomik gücü tahrip edildi. O zaman bunun bir
anlamı vardı. Fakat askeriye hala bu geleneği
devam ettiriyor ve ülkeyi o günlere dönmekten
korumaya çalışıyor.Bence bugün Osmanlı
Devleti'ndeki gibi güçlü bir İslam dönemine
geri dönme gibi bir tehlike yok.
- ABD ORDUYA DESTEK VERİYOR
MU?
- Türk Silahlı Kuvvetleri'nin
irtica bağlamındaki son dönem politikaları
Washington'dan destek buluyor mu?
- Türk ordusuna modern
Türkiye'nin oluşturulmasında anahtar bir rol
oynadı ve çok uzun süre boyunca çok zor
dönemlerde ülkeyi bir arada tuttu. Birçok
yönüyle modern çağda Türk
milliyetçiliğinin ilk ve orijinal kaynağı
oldu. Ülkenin önceki dönemlerde tamamen
anarşide ve şiddette boğulmaktan korunmasında
önemli bir kurum oldu. Ordu, yolsuzluklar
itibariyle Türkiye'deki en temiz kurumlardan
biridir. Fakat Türkiye daha olgun bir
demokrasiye doğru tekamül ediyor. Türk
demokrasisi, bağımsız ve özgürce
tekamülüne izin verilmezse hiçbir zaman
gelişmeyecektir. Bence ordunun son yıllardaki
politikaları daha olumsuz oldu. Tabii ki
Washington az önce saydığım nedenlerden
dolayı orduyu çok önemli bir kurum olarak
görecektir. Türkiye, çok değerli bir siyasi
ve askeri müttefiktir. ABD, Türk ordusunu
bölgede kuvvetli ve olumlu bir güç olarak
görmeyi arzu eder. Ancak Washington'da
birçokları son aylarda, ordunun, Refah
Partisi'ne ve diğerlerine karşı eylemlerinin
maksadın tersine hizmet ettiğini düşünüyor.
- BİR DEĞİL, BİRKAÇ
İSLAMİ PARTİ OLSUN
- Radikal İslamcılığı mı
güçlendiriyor?
- Hayır, tümünü.
Türkiye'deki İslami duyguların şiddetini
artırıyor. Bu, ordunun yapmak istediğinin tam
tersidir. İnancım o ki, eğer İslamcıların
katılımına izin verilirse, hatta iki ya da
üç İslami parti olursa, çok daha arzulanan
bir şey olur. Çünkü o zaman İslamcılar
kendi aralarında tartışırlar. Değişik
kanatlar oluşur. Daha ilerlemeci ya da
muhafazakar hareketler çıkar. Birçok farklı
görüş açıları duyarız. Herhangi bir
İslamcı hareketin siyasal İslam'ı kendi
tekeline geçirmesi önlenmiş olur. Ve İslami
hareket yelpazenin normal bir parçası haline
gelir. Bugün bu hareketlerin ve partilerin
bastırılmasından dolayı, bunların siyaset
manzarasının normal birer parçası olarak
kalmaları çok zor. Bu yüzden de hiç
arzulanmadığına inandığım bazı özellikler
edinebilirler.
- LAİKLİK İYİ
ANLAŞILMALI
- Türkiye'de laikliğin en
öncelikli konu olmasını nasıl
değerlendiriyorsunuz?
- Öncelikle laiklik kavramını
anlamak lazım. Batı'da laiklik Kilise'nin
gücünün devletin gücünden ayrılması
şeklinde anlaşılır. Devlet dahilinde dini
ifade ve ameller olmaması anlamına gelmez.
Türkiye'de ne yazık ki laiklik, İslami eğilim
ve tavırların men edilmesi ya da
bastırılması şeklinde anlaşılıyor.
Geçmişte, inanan ciddi bir Müslüman olmak,
sosyal açıdan çok ilerleyici görülmemişti.
Bugün insanlar İslam'ı daha fazla ifade etmek
istiyor. Laiklik dini ifade özgürlüğünü
reddetmemelidir. İslami partiler ve grupların
tavsiyeleri ve tercihlerinin ne olduğunu
konuşmalarına müsaade edilmeli. Bırakın
insanlar karar versin. Ben uzun vadede Türk
halkının şeriatı uygulamayı tercih
edeceğini tahmin etmiyorum. Bırakın İran,
Sudan, Suudi modelini tartışsınlar. Eminim ki
Türk İslamcıları halka bu modellerden daha
iyi modeller sunmak isteyecektir.
- Demokrasi, laiklik ve istikrar
bağlamında ABD'nin Türkiye için tercih
öncelikleri neler?
- Kısa vadede Washington
Türkiye'den politikaları genel olarak
dünyadaki ABD politikalarına uyan istikrarlı
bir müttefik olmasını ister. ABD'nin tercihi
budur. Fakat eğer ABD politikası Türk
demokrasisinin ve toplumunun gelişimine mani
olunmasına katkıda bulunursa, bu öncelikler
çok basiretsiz kalabilir. Türkiye'de
Amerika'nın hoşnut olmayabileceği bazı
görüşler ve güçler olabilir. Fakat ABD bu
görüşlerin bastırılmasına katkıda
bulunursa, dolaylı olarak Türkiye'de daha uzun
vadeli bir istikrarsızlık dönemini teşvik
etmiş olur. Türk görüşlerinin her konuda
Amerikan görüşleriyle özdeş olması normal
bir şey değildir. Zamanla Türk görüşleri ve
çıkarları belki Washington'u rahatsız edecek
bazı önemli açılardan Amerikan
görüşlerinden uzaklaşacak. Washington tabii
ki Türkiye'nin görüşlerinin nasıl olması
gerektiğini dikte etme pozisyonunda
olmadığını biliyor ve bunu zaten istemiyor.
- Genel olarak Türkiye'nin Orta
Asya'da şimdiye kadarki girişimlerini nasıl
buluyorsunuz?
- Türkiye, Orta Asya'da fena
değil. Uzun vadeli yatırımlar yapıyor.
Türkiye'nin bölgede pozitif bir rolü var. Çok
dramatik çıkışlar yapamayabilir; ama yavaş
da olsa devamlı bir gelişme olacak. ABD de
Türk politikalarını Orta Asya'daki Amerikan
çıkarlarına çok paralel buluyor. İslam
konusuna gelince: Türkiye'nin bu konuda Orta
Asya'ya kaydadeğer katkıları olmakta.
Türkiye'nin İslam görüşü çok ılımlı.
Diyanet ılımlı İslamiyet'i buralara
götürerek olumlu bir rol oynuyor. Ve tabii
İslam'ın ne manaya geldiği konusunda modern
bir bakış açısı sunması itibariyle
Fethullah Gülen gibi kişilerin rolü de son
derecede önemli.
- İSLAMİ DEMOKRASİNİN
TEMELLERİ
- Şu an bütün dünyada
İslam'ın modern hayattaki yeri
tartışılıyor. Bu konudaki gözlemleriniz?
- Siyasette İslam'ın yeri
konusu sadece Türkiye'de değil, İslam
dünyasının tamamında yaşanıyor. İslam
dünyası çağdaş toplumda Müslümanlığın
ne ifade ettiğini; demokrasi, insan hakları,
ekonomi, globalleşme, ferdiyetçilik ile İslam
arasındaki ilişkiyi tartışıyor. Bence bu
tartışma daha yeni başlıyor. Ülkeler ve
hareketler İslam'ın bu yansımalarını
anlamaya çalışıyor. Müslümanlar, kendi
siyasi ve sosyal değerlerinin Batı'dan değil
kendi öz kültürlerinden çıkmasını istiyor.
Eğer siz 'Şura'nın İslami fikirlerinden
demokratik prensipler çıkartabiliyorsanız, bu,
Müslüman demokrasisine temel olarak Thomas
Jefferson'i almanızdan muhtemelen daha iyidir.
Ülkeler, kültürler ve halklar kendi kültürel
ve tarihi miraslarından kopmak istemezler. Bu
sağlıklı değildir. Modernleşin, tamam; ama
kendinizi tüm kültürel ve ahlaki
köklerinizden soyutlamayın.
- Bu süreçte Türk deneyiminin
yeri ne?
- Türk deneyimi bütün bu
hareketin içinde sadece küçük bir parça.
Umarım Türkiye bu sürece katkıda bulunur. Bu
yüzden Türkiye'de açık bir tartışma
görmeyi arzu ediyorum. İslam konusunda
düşünen Türklerin kurduğu yapılar çok
ılımlı, sorumlu ve önemli. Türkiye'nin
İslam dünyasına İslami sorunlar üzerinde
nasıl düşünmek gerektiği konusunda
sunabileceği şeyler olduğunu düşünüyorum.
- ABD'NİN İSLAM
POLİTİKASI
- Türkiye deneyimi sadece
örneklerden bir örnek olabilir. Ama ABD'nin
Türkiye'yi İslam dünyasına bir model olarak
göstermesi açısından daha fazla önem
kazanmıyor mu?
- Washington, İslam'ın
siyasetteki yeriyle ilgili konulardan her
halükarda rahatsızlık duymaktadır.
Washington, Türkiye'de İslami tesiri mümkün
mertebe asgari seviyede görmeyi arzu eder. Ama
Washington bu hareketleri bastırmanın ya da
yasaklamanın, maksadın tersine hizmet ettiğini
de biliyor. Ve belki de Türk ordusunun
anlamadığı bir şeyi idrak ediyor. Yani parti
yasaklamanın, İslami ifadeyi kısıtlama ve
engellemenin aslında bu hareketlerin tümünü
güçlendirdiğini düşünüyor. Washington'u
endişelendiren bu.
- Yani hangisi olduğuna
bakılmaksızın, herhangi bir İslami hareketin
güçlenmesi Washington'u kaygılandırır mı?
- Evet. Çünkü ABD'nin İslami
hareketlerle ilgili şimdiye kadarki tecrübeleri
pek olumlu olmadı. Bu tecrübeler İran'la,
Sudan'la başladı. Bu hareketlerle ilgili genel
bir felsefi asabiyet hali var. Ama bence
Washington'un görüşleri de tekamül ediyor.
Dünyanın her yerinde bu konularda yeni
tartışmalar olduğunu müşahede ediyoruz.
Aydın Amerikan siyaset yapıcıları, dünyada
yeni bir İslam devri olacağını, bunun çok
değişik ifade biçimleri bulunacağını,
bazılarının olumsuz bazılarının olumlu
olacağını idrak ediyor. Bu hareketlerle nasıl
birlikte yaşayacağımızı, bunları olumlu
açıdan nasıl etkileyebileceğimizi, hatta
belki onlardan nasıl bazı olumlu şeyler
alabileceğimizi düşünmeye ihtiyacımız var.
Türkiye'nin bu alanda verebileceği bir şeyler
olduğunu düşünüyorum. Fakat İslami diyalog
ve tartışmanın gelişimi engellenirse, o zaman
Türkiye bu uluslararası tartışmaya katkıda
bulunamadığı gibi kendisini de olumlu diyalog
ve fikri tekamülden mahrum kılar.
- BATI VE İSLAM ARASINDAKİ
PROBLEM
- Batı ve İslam arasındaki
problem ne? Bir medeniyetler çatışmasını
öngörüyor musunuz?
- Ben medeniyet çatışmasına
inanmıyorum. Batı ve İslam ülkeleri arasında
bazı ihtilaflar ve sürtüşmeler var. Bunlar
kolaylıkla anlaşılabilir. Bunları
anladıkça, uygun şekilde ilgilenebiliriz.
Fakat medeniyetler çatışmasıyla
uğraşamazsınız. Temelde İslam ve Batı
arasındaki problemler, geçmişte Batı'nın
sömürgeleştirmesi, emperyalizm, askeri
müdahaleleri, terörizm, petrol meseleleri,
İsrail, ABD'nin dış politikadaki çifte
standartları, Washington'u rahatsız eden dış
politikalar güden ülkeler gibi bazı pratik
meselelere dayanıyor. Bu meselelerin üzerinde
çalışılabilir ve çözülebilir.
© 1998 Feza
Gazetecilik A.Ş.
|